0

Riskli binalar ve yarım kalan inşaatlar

Can ve mal riski olan binalarda ikamete devam etmek bile bile lades demekten başka bir şey değil. Riskli bina kararı kesinleşip ve boşaltılan binaların yıkımlarının yapılmaması riskleri ortadan kaldırmıyor.

Böyle durumda olan o kadar çok bina var ki, işin ciddiyetine varılmamış olduğunu gösteriyor ve sanki adeta olumsuzluk yaşanacak olaylara davet çıkarılıyor.

Hâlbuki can ve mal riski taşıyan bu binalardan acilen tahliyelerin yapılması ve iş sağlığı ve iş güvenliği için ne yapılması gerekiyor ise mutlaka yapılmalıdır. Tahliye edilmemiş ve yıkımları gerçekleştirilmemiş bu binalar kaldığı müddetçe çevreye, yan binalara zarar verebilir hatta yaralanma ve can kayıplarına neden olabilir.

Bina sahipleri boşalttıkları binalar için yıkımı gerçekleştirmedikleri takdirde ilgili belediyesi bu binaları tespit etmeli ve masraflarını da mal sahiplerine yansıtarak yıkım işlemlerini yapmalıdır ki yasa da böyle demektedir. Yıkım işlemleri bitinceye kadar da iş güvenliği ve iş sağlığı kurallarına göre tüm tedbirler alınmalıdır.

Vatandaşlarımız tahliye ettikleri binalardan sanki tüm sorumluluktan kurtulduklarını sanırlar ama çok yanılıyorlar. Tahliye ettikleri ve kaderine terk edilmiş o binalarda olabilecek tüm olumsuzluklardan kendileri sorumludur.

Her türlü tehlikeye açık ve kontrolü olmayan bu binalar içinde ve dışında yaralanma, can kaybı gibi çok daha değişik olaylar olabilmektedir. Ayrıca muhtarlar ve Belediyeler de sorumlu oldukları alanlar içinde her türlü kontrolleri, can ve mal riski taşıyan bu binaları kontrol etmeli ve yasa çerçevesinde gerekli işlemleri yapmalıdır.

Bir diğer önemli husus da belediyeler “Riskli Yapı Kararı” kesinleşmiş binalarda bürokratik işlemleri azaltarak olası risklerin önlenmesi anlamında çalışmalara ağırlık vermeli ve vatandaşa yardımcı olmalıdır.

Riskli yapı kararı kesinleşen binalarda süresi içinde tahliyelerin gerçekleştirmesini ve aboneliklerin sonlandırılması sağlamalı ve uygulama yönetmeliğine uygun 3/2 çoğunluk kararı alınan binalar içinde tüm mâliklerin muvafakati aranmadan yıkım işlemleri gerçekleştirilmeli ve satış işlemlerinin sonucu beklenmeden inşaat ruhsatının verilmesi sağlanmalıdır.

Satışa girecekler alınan kararı onaylayacağını kabul ederek satışa gireceklerinden satış süresinin sonlanması beklenmemelidir. Art niyetli kişilerin adreslerinde bulunmaması veya gerekli tebligatların sonucunun alınamaması süreci duraklatmamalı aksine hızlandırmalıdır.

Aynı zamanda inşaat çalışmaları yarım kalmış, inşaata devam edilmeyen alanların da ilgili belediyeler, yapı denetim firmaları ve şantiye şefleri tarafından denetlenmesi gerekmektedir. Bu tip inşaat alanlarında gerekli iş güvenliği ve iş sağlığı önlemlerinin alınıp alınmadığı denetlenmeli. Şayet var ise tehlikeli unsurlar acilen giderilmeli olabilecek iş kazaları ve can kayıpları önlenmelidir.

Bu gibi üzücü olaylarla her an karşılaşabiliyoruz. Zira daha birkaç gün önce iki evladımızı kaybettik.

Bu nedenle toplum, muhtarlar, belediyeler ve kişisel olarak sorumluluklarımızın bilincine vararak aynı zamanda birbirimizi denetleyerek gerekli önlemleri ve tedbirleri almak durumundayız.

admin

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir