0

YARIN ÇOK GEÇ OLABİLİR !

13.06.2017 tarihinde Midilli Adası açıklarında meydana gelen ve  İzmir başta olmak üzere Ege kıyılarında  hissedilen ve bölgede yaşayan halkımızı paniğe sevk etmiştir.

Gerek daha önce kamuoyuna yapılan açıklamalar, gerekse açıklanan raporlar neticesinde görüleceği üzere aktif tektonik kuşak üzerinde yer alan ülkemizde;
Özellikle son aylarda Ege Denizi, Muğla, Aydın, İzmir, Manisa, Çanakkale de meydana gelen depremlerin “İzmir- Balıkesir Tranfer Zonu” olarak adlandırılan bölge içinde yer alan ve 7.2 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeline sahip fayları harekete geçirebileceği belirtilmektedir. Bunun da başta kıyı alanlarında gevşek alüvyal zemin birimleri üzerine oturan kentsel ve kırsal yerleşim birimlerinde ağır can ve mal kayıplarına neden olacaktır.

BU NEDENLE KAMUOYUNU UYARMA GEREĞİ DUYDUM !

  1. Ülkemiz karasal alanlarında yer alan ve deprem üreten faylara ilişkin çalışmalar bulunmakla, MTA Genel Müdürlüğü tarafından 2011 yılında hazırlanarak yayınlanmıştır. Ancak üç tarafı denizlerle çevrili olan ülkemizde,  Karadeniz, Ege ve Akdeniz`de deniz içi araştırmaların yapılmadığı,  başta kıyı alanlarımız olmak üzere ülkemizi tehdit eden ve deprem üreten faylara ilişkin yeterli araştırmaların bulunmadığı bilinmektedir. MTA, TPAO ve Başbakanlık AFAD Başkanlığı, TUBİTAK ve Üniversitelerimizin, teknik elemanlarımızın acilen bir araya gelerek bir program çerçevesinde deniz için jeoloji ve tektonik araştırmaların yapılması ve deniz içinde depremlere neden olan  faylar tespit edilmelidir.
  2. MTA, AFAD ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile İzmir, Aydın, Manisa, Muğla, Balıkesir ve Çanakkale İllerinin Belediye Başkanlıkları ve Valilikleri acilen bir araya gelerek, kent ölçeğinde paleosismoloji çalışmalarını başlatarak depremlere kaynaklık eden fay ve fay sistemlerini ortaya koymaları, kentsel plan ve projeleri bu harita ve elde edilen verilere göre yeniden değerlendirmelidirler.
  3. Başta kıyı alanları olmak üzere gevşek ve niteliksiz zemin birimleri üzerine oturan kentsel ve kırsal yerleşimlerin belirlenmesi ve alanlar üzerindeki yerleşim birimleri için acilen çözümler yapılması gerekmektedir.
  4. Bugün tamamen denetimsiz bir ortamda üretilen planlama ve yapı üretim süreçlerinin tasarı amacıyla üretilen jeolojik-jeoteknik etütlerin başta ilgili  meslek odaları,  yapı denetim şirketleri ve ilgili belediyeler tarafından mutlaka yerinde denetimi esas alan bir yaklaşımla denetimi yapılmalı, denetim dışı hazırlanan raporlar ilgili kurumlar tarafından işleme alınmamalıdır.

Ülkemizin jeolojik gerçekliği dikkate alındığında depremleri önleyemeyiz, ancak zararlarını en aza indirmenin elimizde olduğunu, meydana gelen depremlerin bizleri hazırlıklı olmamız hususunda uyardığını bir kez daha hatırlatıyoruz. Bu nedenle mevcut binalarımızın durumunu tetkik etmeli ve gerekli çalışmaları da vatandaşlarımız yapmalı ve binaları yenilemelidirler.
Saygılarımla.

admin

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir